Dolar 18,6408
Euro 19,6351
Altın 1.075,92
BİST 5.005,30
Adana Adıyaman Afyon Ağrı Aksaray Amasya Ankara Antalya Ardahan Artvin Aydın Balıkesir Bartın Batman Bayburt Bilecik Bingöl Bitlis Bolu Burdur Bursa Çanakkale Çankırı Çorum Denizli Diyarbakır Düzce Edirne Elazığ Erzincan Erzurum Eskişehir Gaziantep Giresun Gümüşhane Hakkari Hatay Iğdır Isparta İstanbul İzmir K.Maraş Karabük Karaman Kars Kastamonu Kayseri Kırıkkale Kırklareli Kırşehir Kilis Kocaeli Konya Kütahya Malatya Manisa Mardin Mersin Muğla Muş Nevşehir Niğde Ordu Osmaniye Rize Sakarya Samsun Siirt Sinop Sivas Şanlıurfa Şırnak Tekirdağ Tokat Trabzon Tunceli Uşak Van Yalova Yozgat Zonguldak
İstanbul 19°C
Hafif Yağmurlu
İstanbul
19°C
Hafif Yağmurlu
Paz 17°C
Pts 13°C
Sal 11°C
Çar 15°C

Ömer Çelik: ‘Türkiye’ye orantısız güç kullanıyor’ demek ahlaksızlıktır…

Ömer Çelik: ‘Türkiye’ye orantısız güç kullanıyor’ demek ahlaksızlıktır…
24 Kasım 2022 20:02
76

Ömer Çelik; “Operasyondan sonra Türkiye’nin savunma hakkından bahsedeceklerine orantılılık diyorlar. Bizim 1 yılda karşılaştığımız eylemlerin yüzde biriyle karşılaşanların hukuku nasıl zorladıklarını biliyoruz. Bu siyasi ahlaksızlıktan herkesin uzak durması gerekir” ifadelerini kullandı.

İşte Çelik’in açıklamalarından satır başları:

Düzce depreminde tüm vatandaşlarımıza geçmiş olsun dileklerimizi iletmek isteriz. Çok sayıda ilimiz etkilendi. İlk andan itibaren bakanlarımız oradalar. Burada nerede bu devlet diye bir soru yok. İlk andan itibaren devlet orada. Bakan arkadaşlarımız hala oradalar. Hasarlı yapılara girilmemesi önem arz ediyor. Bu konularda vatandaşlarımızın resmi makamlara itibar etmesini istirham ediyoruz.

İstiklal Caddesi’ndeki saldırı sonrası faillerin yakalandığını gördük. Bu Türkiye’nin güvenli bir ülke olduğunu ortaya koymuştur. Dünyanın bir gerçeği bu terör eylemleri bazen engellenemiyor. Arkadaşlarımız İstiklal Caddesi’ne gitti. En büyük teşekkür İstiklal Caddesi esnafınadır. Oradaki her bir esnaf ve sakin İstiklal kavramını göğe çıkaracak tavır sergiledi. Ben de ziyaret ettim. Beni en çok etkileyen hem esnafın dirayeti hem de Adana’dan Tekirdağ’dan gelmiş pek çok ilden gelmiş vatandaşlarımızı gördüm. Orada birlik beraberlik duruşunu gösteriyorlardı. Bu duruş için tüm vatandaşlarımıza şükranlarımızı sunuyoruz.

Bu saldırısı sonrası TSK’nın yaptığı operasyonlar, bazı çevreler tarafından orantılı olmadığı şeklinde değerlendirme yapıldı. Paris’te Charlie Hebdo saldırısında dünya liderleri davet edildi, yürüyüş yapıldı. Biz neden 15 Temmuz’da Türkiye için yapılmadığını sorduk. Bu soruya cevap veremeyenler, orantılılıktan bahsetmeleri başlı başına yalandır. TSK, sivillerin korunması gerektiğini söyleyen kurumların başında gelir. Orantısız bir şey yok. Tabi ki ilkeleri var. Türkiye bu mücadeleyi hukuk kuralları içerisinde yürütüyor. ‘Türkiye’nin kendini savunma hakkı var diyeceksiniz’ ondan sonra söyleyeceğiniz varsa o zaman söylemenizin manası olur. Operasyondan sonra Türkiye’nin savunma hakkından bahsedeceklerine orantılılık diyorlar. Bizim 1 yılda karşılaştığımız eylemlerin yüzde biriyle karşılaşanların hukuku nasıl zorladıklarını biliyoruz. Bu siyasi ahlaksızlıktan herkesin uzak durması gerekir. Terör siyaseti bir takım argümanlar kullanıyor. Burada suçlanması gereken roket atan terör örgütüdür. Bizim operasyonlarımızın bu neticeyi doğurduğunu söylüyorlar. Bu bir savaş politikası dili terör örgütü dilidir. Bu şekilde dil kullananlar, saldırılar karşısında vahşetin bir parçası olarak önümüze gelirler. ‘Operasyonlar dursun’ diyenlere şunu söylemek isteriz, yaşananlar Türkiye’nin ne kadar meşru olduğunu göstermektedir.

Bu süre içerisinde önemli bazı gelişmeler oldu. En önemlisi KKTC’nin gözlemci olarak kabul edilmesidir. Bazı ülkelerin mektuplar yazmalarını, açıklamalar yapmasını reddettiğimizi belirtmek isterim. Herkesin bilmesi gerekir, Bu adada iki eşit toplum var. Hak ve menfaat korunması konusunda Türkiye Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti’ne destek verecektir. Bunu takip eden toplantıda gerçekleşmesi için diplomatik enerji harcayan sayın Cumhurbaşkanımızın attığı imzadır bu.

Tahıl anlaşmasının uzatılması, bu da sayın Cumhurbaşkanımızın girişimleri tarafından oldu, tüm taraflar tarafından ifade edilen de bu. Türkiye güçlü bir diplomasi ülkesidir. Devletler arasında hiçbir sorun ebediyen yaşamıyor. Böyle olsaydı, siyaset diye bir şey kalmazdı dış politikada. Son zamanlarda Cumhurbaşkanımızın attığı bu adımların sorunların çözülmesi çerçevesinde ortaya koyduğu hamlelerin son derece kıymetli olduğunu ifade etmek isterim. 

Yusufeli barajıyla ortaya çıkan eser siyasetiyle Türkiye yüzyılı vizyonu hem siyasi hem de eser siyasetiyle altı doldurularak yürütülüyor. Bu tarz barajları dünyanın beşinci en yüksek barajı, emeği geçenleri tebrik ediyoruz. Nakış gibi işleyerek Türkiye Yüzyılı eserlerini açmaya devam ediyoruz.

Atılan adımlar, yasal olarak garanti altına alınmalıdır. Terör örgütü sembollerinin yansıtılması asla kabul edilemez. Sizin egemenliğiniz altında terör örgütleri faaliyet yapabiliyorsa, bu güvenlik zaafıdır. Göz yumuluyorsa, ikiyüzlülüktür. Arkadaşlarımız görüşmelerle ilerlemelerin düzeyini değerlendiriyorlar. Türkiye, kendi perspektifi açısından yeterli bulduğunda evet deme noktasına gelecektir. Biz NATO’nun genişlemesini istiyoruz. Suriye’de hangi müttefiklerimizin terör örgütlerine destek verdiğini biliyoruz. Bundan sonra bu ilkesizliklere müsaade etmek istemiyoruz. Bu yasal düzenlemeler yeterli olmadığı sürece evet deme imkanımız olmaz.

Beyaz Saray açıklaması daha doğru açıklama. Pentagon açıklamasında, askeri operasyonlarımızın kendilerini tehlikeye attığını söylüyorlar. Böyle bir şey söz konusu olamaz. Böyle bir durum varsa terör örgütlerine yakın yerlerde ne yapıyorsunuz, niye seyrediyorsunuz? Sonuçta NATO’da müttefikimiz. Aslında kendi çelişkilerini ifade etmiş oluyorlar. Bu, ‘Burnumuzun dibinde terör örgütü var müdahale etmiyoruz’ demenin itirafıdır. Böylesine çifte standartlı açıklama olabilir mi? Bu açıklama itiraftır. Sonuç bizi tehdit eden terör örgütü görürsek, vururuz. Bu dünyanın en büyük yalandır, Biz terör örgütünü DEAŞ’la mücadele için destek veriyoruz. Biz buna ülkemizle ilgili olarak göz yumamayız. Burada hem dost hem müttefik ülkelerden beklentimiz, Türkiye Cumhuriyeti’nin egemenlik haklarına saygı duyulmasıdır.

Barolar hukuk kurumlarıdır. Hukukun üstünlüğüne dönük hassasiyet beklersiniz. On yıllardır hukukun üstünlüğünü tehdit eden unsurlardan terör örgütü geliyor. Barolar hukuku bilmesi gerekirken, açıklama yapıyorlar. Savaş politikası diyorlar. Sonra barışa çağırıyorlar. Bu aslında hukuksuzluktur. Adında baro olanların terör örgütü literatürü kullanarak açıklama yapması vahimdir. Burada Türkiye cumhuriyetine söylenen sözlerin 1/10’ini terör örgütüne söyleyebiliyorlar mı?

Sayın Kılıçdaroğlu’nun gerçekten bir vizyon belgesi açıklamasını isteriz. Sorunlara siyasetin nasıl çözüm önereceği konusunda yarışmak istiyoruz biz. Devleti dar bir kadro içerisinde tanımladı ve siyaseti boğdu. ‘Belge açıklayacağız’ cümlesi bile anlamlı olabilir. İçeriğini göreceğiz. Siyasetin projeler düzeyinde yarışması topluma karşı ödevimizdir. Biz siyaset üretiyoruz, onlar bunu engellemeye çalışıyorlar. Terörle mücadelede görüyoruz. Tezkereler konusunda karşı durmalarını görüyoruz. Keşke bunları yapmasalar vizyonda rekabet etsek.

Yunanistan Dışişleri Bakanı’nın düştüğü durumu izah edelim. Böylesine zavallı duruma çok az düşüldüğüne şahitlik ediyorum. Uçaktan inecekken, uçaktan inmedi. Çocukça bir tavırla havalandı. İniş izni verilmeyince Malta’ya gitti. Bir devletin diplomasisi saçma hareketlerle temsil edilebilir mi? Tek hareket etme motivasyonları Türkiye aleyhine ne yapabiliriz. Biz kendi aramızda espri yapmıştık. ‘Yarın sabah Dendias oraya gider’ diye öyle de oldu. Bu bir çadır dış politikası. Herkes biliyor ki, Avrupa’nın şımarık çocuğu. Yunanistan’ın yapması gereken, sorunları masada çözmektir. Türkiye aleyhine yaptıklarını not ediyoruz. Öyle adımlar atacağız ki, Miçotakis ve Dendias havada dolaşmaktan yere inemeyecekler.

ETİKETLER:
YORUMLAR

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu yukarıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.

%d blogcu bunu beğendi: